Kanser tedavisi uzun yıllar yalnızca kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi müdahaleler üzerinden ele alındı. Ancak son 10–15 yılda yayımlanan bilimsel çalışmalar, beslenme durumunun ve psikososyal desteğin tedavi sonuçları üzerinde belirleyici etkisi olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Güncel onkoloji literatürü, tedavinin yalnızca tümöre değil, hastanın bütününe odaklanması gerektiğini vurguluyor.
Medikal Onkolog Prof. Dr. Bülent Karabulut, kanser tedavisinde doğru beslenmenin tedavi başarısını yaklaşık %25 artırdığını, tedaviye bağlı komplikasyon riskini ise benzer oranda azalttığını belirtiyor. Bu yaklaşım, günümüzde “bütüncül onkoloji” olarak tanımlanan modern tedavi anlayışının temelini oluşturuyor.
Kanser Tedavisinde Doğru Beslenme: Bilimsel Veriler Tedavi Başarısını Açıklıyor
Bilim Ne Diyor? Son Yıllardaki Araştırmaların Ortak Sonucu
Son yıllarda The Lancet Oncology, Clinical Nutrition, ESMO Open ve Journal of Clinical Oncology gibi saygın dergilerde yayımlanan çok sayıda çalışma, kanser hastalarında malnütrisyonun (eksik beslenme) tedavi toleransını düşürdüğünü, enfeksiyon riskini artırdığını ve tedavi kesintilerine yol açtığını ortaya koyuyor.
Araştırmalara göre:
-
Kanser hastalarının yaklaşık %30–60’ı tanı anında beslenme yetersizliği riski taşıyor.
-
Yetersiz beslenen hastalarda kemoterapiye bağlı yan etkiler daha ağır seyrediyor.
-
Kişiye özel beslenme planı uygulanan hastalarda tedaviye uyum, yaşam kalitesi ve sağkalım oranları anlamlı düzeyde artıyor.
Avrupa Klinik Beslenme ve Metabolizma Derneği (ESPEN) rehberleri, artık beslenme değerlendirmesini kanser tedavisinin standart bir bileşeni olarak tanımlıyor.
Prof. Dr. Bülent Karabulut: “Doğru İlacı Vermek Tek Başına Yeterli Değil”
Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut’a göre onkoloji, yalnızca kemoterapi protokollerinden ibaret değil:
“Doğru ilacı vermek tek başına yeterli değil. Hastanın psikolojisi, sosyal koşulları, aile yapısı ve beslenme durumu birlikte değerlendirilmeden başarılı bir tedavi yönetiminden söz edemeyiz.”
Karabulut bu yaklaşımı, “doğru hasta, doğru zaman, doğru tedavi” ilkesiyle özetliyor. Beslenmenin ihmal edildiği durumlarda hastaların tedavilerini yarıda bırakmak zorunda kalabildiğini, bunun da doğrudan sağkalımı etkilediğini vurguluyor.
Standart Diyet Listeleri Neden Yetersiz?
Bilimsel çalışmaların bir diğer ortak noktası, standart diyet listelerinin kanser hastaları için sürdürülebilir olmadığı yönünde. Hastanın iştah durumu, tedavi yan etkileri, ekonomik koşulları ve evdeki bakım olanakları göz önüne alınmadan verilen listeler, çoğu zaman hastada stres ve uyumsuzluk yaratıyor.
Bu nedenle modern merkezlerde:
-
Diyetisyenler onkoloji konseylerinin aktif üyesi oluyor
-
Kişiye özel, alternatifli ve evde uygulanabilir beslenme planları hazırlanıyor
-
Hasta yakını da sürecin parçası haline getiriliyor
Vakıf Başkanı Dr. Murat Balaban (Ph.D)’dan Çarpıcı Gözlem
Türkiye Sağlık Vakfı Başkanı Dr. Murat Balaban (Ph.D), Ankara’da önde gelen bir üniversite hastanesinde yaptığı gözlemlere dikkat çekerek, sistemsel bir eksikliğe işaret ediyor:
“Hasta yakını olarak bulunduğum süreçte beslenme ve diyetetik uzmanlarının, tedavi sürecinin merkezinde değil; çoğu zaman hastanede göze çarpmayan bir odada, yalnızca rastlantısal olarak başvuran hastalara danışmanlık verdiğini gözlemledim. Bu, çağdaş onkoloji anlayışı açısından büyük bir eksikliktir. Hastaların sadece cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, akıllı ilaçlar gibi medikal süreçlere odaklanıp uyku düzeni, nitelikli beslenme, aktif yaşam ve egzersiz, stres-kaygı yönetiminin tedavi başarısındaki rolünü yeterince önemsemediklerine şahit oluyoruz. Onkoloji hastanesinin giriş kapısında hastane personeli ve hasta yakınlarının yoğun sigara tüketimi ise açıklanamaz bir durumdur. ”
Balaban’a göre beslenme desteğinin tedavinin ayrılmaz bir parçası olarak yapılandırılmaması, hem hasta hem de sağlık sistemi açısından önemli kayıplara yol açıyor. Bu durum, bilimsel verilerle de çelişiyor.
Türkiye’de Yeni Bir Model: Kişiselleştirilmiş ve Entegre Beslenme Yaklaşımı
Acıbadem Kent Hastanesi’nde hayata geçirilen ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan yeni modelde, kişiselleştirilmiş beslenme planlarına alternatif çözümler sunuluyor. Amaç; hastanın ev ortamında da sürdürebileceği, gerçekçi ve uygulanabilir bir beslenme desteği sağlamak.
Bu yaklaşım:
-
Tedavi sürekliliğini artırıyor
-
Hasta ve hasta yakını üzerindeki stresi azaltıyor
-
Yaşam kalitesini belirgin biçimde yükseltiyor
Uzmanlar, bu modelin yaygınlaşmasının kanser tedavisinde ulusal ölçekte önemli bir dönüşüm yaratabileceği görüşünde.

1 Yorum
nuran yüksel
23-01-2026 11:01Kanser tedavisinde beslenmenin bu kadar kritik olduğunu bilimsel verilerle okumak çok aydınlatıcı oldu. Hastaların yalnız olmadığını hissettiren bu yaklaşımın yaygınlaşmasını diliyorum.